Kalıcı Belirtiler Oluşabilir
Yani Covid-19 hastalığından kurtulduktan sonra temel sağlık çizgisine tam olarak dönülememesi ve kalıcı belirtiler, bulgular veya anormal klinik farklılıklar potansiyel olarak hastalığın uzun vadeli etkilerinin olabileceğini düşündürür diye ifade eden Dr. Ali İhsan Çarkanat, ‘’ şu konulara dikkat çekti:’’ Şöyle sınıflandırabiliriz: Kardiyovasküler: miyokardit, perikardit, solunum: akciğer fonksiyon anormallikleri, böbrek: akut böbrek hasarı, dermatolojik: döküntü, saç dökülmesi, nörolojik:Baş ağrısı, dikkat bozukluğu, koku ve tat almada bozukluk, uyku bozukluğu, hafıza sorunları, ve psikiyatrik: depresyon, anksiyete, ruh halindeki değişiklikler sayılabilir. Covid-19 enfeksiyonunun en yaygın 5 uzun vadeli etkisi ise şunlardır: Yorgunluk (%58) (kadınlarda daha yaygın) , baş ağrısı (%44), dikkat bozukluğu (%27), saç dökülmesi (%25), nefes darlığı (%24) Bu tür değişiklikler çoğunlukla şiddetli ve kritik Covid-19 hastalığından kurtulan kişilerde bildirilse de hastaneye yatma gereksinimi olmayan hafif enfeksiyonlu bireylerde de uzun vadeli etkiler olarak meydana gelmiştir.’’
Covid-19 Neden Uzun Süreli Etkilere Sahiptir?
Dr. Çarkanat, ’’ Bazı hastaların COVID-19’dan sonra uzun süreli belirtiler yaşamasının nedeni belirsizdir. Bu, genetik yatkınlık, hastanın yaşı, enfeksiyonun dozu ve yolu, anti-enflamatuar hücrelerin girişi ve proteinler, eşzamanlı enfeksiyonların varlığı, çapraz reaktif maddelere geçmişte maruz kalma dahil viral enfeksiyonun sonucunu etkileyen konakçı kontrollü faktörlerle kısmen açıklanabilir. Dolayısıyla Covid-19 hastalığını atlatan kişilerin belirtilen şikayetlerin olması ve devam etmesi durumunda sağlık merkezlerine gecikmeden gidilip şikâyetleri doğrultusunda ilgili branşlarda muayene edilmeleri son derece önemlidir.’’ söyledi.
Kalıcı Belirtiler Oluşabilir
Yani Covid-19 hastalığından kurtulduktan sonra temel sağlık çizgisine tam olarak dönülememesi ve kalıcı belirtiler, bulgular veya anormal klinik farklılıklar potansiyel olarak hastalığın uzun vadeli etkilerinin olabileceğini düşündürür diye ifade eden Dr. Çarkanat, ‘’ şu konulara dikkat çekti:’’ Şöyle sınıflandırabiliriz: Kardiyovasküler: miyokardit, perikardit, solunum: akciğer fonksiyon anormallikleri, böbrek: akut böbrek hasarı, dermatolojik: döküntü, saç dökülmesi, nörolojik:Baş ağrısı, dikkat bozukluğu, koku ve tat almada bozukluk, uyku bozukluğu, hafıza sorunları, ve psikiyatrik: depresyon, anksiyete, ruh halindeki değişiklikler sayılabilir. Covid-19 enfeksiyonunun en yaygın 5 uzun vadeli etkisi ise şunlardır: Yorgunluk (%58) (kadınlarda daha yaygın) , baş ağrısı (%44), dikkat bozukluğu (%27), saç dökülmesi (%25), nefes darlığı (%24) Bu tür değişiklikler çoğunlukla şiddetli ve kritik Covid-19 hastalığından kurtulan kişilerde bildirilse de hastaneye yatma gereksinimi olmayan hafif enfeksiyonlu bireylerde de uzun vadeli etkiler olarak meydana gelmiştir.’’
Covid-19 Neden Uzun Süreli Etkilere Sahiptir?
Dr. Çarkanat, ’’ Bazı hastaların COVID-19’dan sonra uzun süreli belirtiler yaşamasının nedeni belirsizdir. Bu, genetik yatkınlık, hastanın yaşı, enfeksiyonun dozu ve yolu, anti-enflamatuar hücrelerin girişi ve proteinler, eşzamanlı enfeksiyonların varlığı, çapraz reaktif maddelere geçmişte maruz kalma dahil viral enfeksiyonun sonucunu etkileyen konakçı kontrollü faktörlerle kısmen açıklanabilir. Dolayısıyla Covid-19 hastalığını atlatan kişilerin belirtilen şikayetlerin olması ve devam etmesi durumunda sağlık merkezlerine gecikmeden gidilip şikâyetleri doğrultusunda ilgili branşlarda muayene edilmeleri son derece önemlidir.’’ dedi
]]>2
4
Rapora göre; son 3 ay içinde kadın çalışanların yüzde 62’sinin ev içinde veya birlikte oldukları kişiler tarafından şiddetin bir türüne maruz kaldığı ve en sık maruz kalınan şiddet türünün yüzde 58 oran ile psikolojik şiddet olduğu görüldü. Maruz kalınan diğer şiddet türleri ise yüzde 15 ile sosyal şiddet, yüzde 12 ile fiziksel şiddet ve yüzde 9 ile cinsel şiddet olarak gözlendi.
BADV Projesinin amacı Covid-19 sürecinde bireylerin ev içinde veya birlikte oldukları kişiler tarafından uğradıkları şiddetin çalışma ortamına ve çalışma yaşamına etkilerini tespit ederek, Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini sağlayıcı ve kadına yönelik şiddete karşı koruyucu politikalar geliştirmiş olan şirketlerin çalışanları ile cinsiyet eşitliği gözetmeyen diğer şirketlerin çalışanlarının bu süreçten ne kadar farklı etkilenip etkilenmediğini gözlemlemek ve aynı zamanda elde edilen veriler ışığında şirketlere, çalışan kadınların evden çalışma uygulamalarından olumsuz etkilenmesini önleyecek önerilerde bulunmayı amaçlıyor.
Raporun ortaya koyduğu bir sonuçta çalışanların yüzde 25 ila yüzde 30 arasında bir bölümünün yorgunluk, enerjide azalma, tedirginlik, bel ve sırt ağrıları gibi sağlık sorunlarını sık sık veya sürekli yaşadığı. Bu süreçte kadınların yüzde 76 sının ev işlerine çok zaman ayırdığı sonucuna ulaşılırken ”haftada 6 saatten fazla ev işi yapmıyorum” diyen erkek sayısının fazla olduğu görüldü.
Pozisyonlarına göre idari işler ve işçi pozisyonunda çalışan kadınların yüzde 85’i , akademisyenler de yüzde 60’ı , yönetici, uzman ve uzman yardımcısı pozisyonunda çalışanların ise yüzde 54”ünün psikolojik şiddete maruz kaldığı belirtildi.
Pandemi sürecinin çalışan kadınlar üzerindeki olumsuz etkilerini açıkça gösterdiği ve kadınların bu süreçte ev işi yükünün büyük kısmını üstlendiği de değerlendirmenin sonuçları arasında yer aldı.
Toplantının açılışında UNFPA Türkiye Temsilcisi Hassan Mohtashami, Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan, TÜSİAD Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Çalışma Grubu Başkanı Oya Ünlü Kızıl raporun sonuçlarını tek tek değerlendirdi.
Tek bir gün değil, şiddete her gün hayır!
İlk sözü alan UNFPA Türkiye Temsilcisi Hassan Mohtashami yapılan çalışmaları takdirle karşıladıklarını belirterek projede yer alan tüm katılımcı şirket ve kurumlara teşekkür etti. Mohtashomi raporu değerlendirmesinde ”Rapor bir kez daha gösteriyor ki yaşadığımız bu kriz erkekleri ve kadınları farklı farklı etkilemektedir. Böyle bir eşitsizlik varken yaşanan her kriz zaten daha da derinleşiyor. Ve küresel olarak raporlarımıza baktığımızda görülüyor ki pandemi sürecinde aile içi, ev içi şiddet arttı. Raporun iyi bir yanı var bu alanda çalışmakta olan şirketler konunun özüne doğru şekilde inebilmişler. Rapor henüz işimizin bitmediğini gösteriyor ve emin olmamız gerekiyor aile içi şiddetin her türlüsü ortadan kaldırılmalıdır. Çalışma hayatının içindeki kadınların seslerine deneyimlerine ve ihtiyaçlarına öncelik verebilmek ve ev içi şiddeti ortadan kaldırmaya yönelik çabalarımızı yoğunlaştırmamız ve yaratılmış ivmeyi daha da arttırmaya devam etmemiz gereklidir. Artık harekete geçip tek bir gün değil her gün şiddete hayır deme zamanıdır” diye konuştu.
Tüm iş dünyası kadına yönelik ev içi şiddetle mücadele politikası geliştirmeli
Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan konuşmasında pandemi sürecinde kadınların ev içi ve bakım emeği yükünün ev içinde maruz kalınan şiddet oranlarının arttığını ifade ederken sözlerine şöyle devam etti: ”Şirketlerin aile içi şiddetle mücadeledeki etkin rollerini artırabilmeleri için çalışanların mevcut politikalara yönelik farkındalığının artırılması, yöneticilerin şiddet belirtileri hakkında bilgilendirilmeleri gerekiyor. Salgının, kadının insan hakları üzerindeki olumsuz etkilerini minimuma indirebilmek için bilimsel araştırmalarla ihtiyaçları tespit etmek ve çalışmalarımızı bu öncelikler ışığında şekillendirmemiz çok önemli. Tüm iş dünyasını kadına yönelik ev içi şiddetle mücadele politikaları geliştirmeye ve uygulamaya davet ediyor ve bu yayının bu konuda kendilerine rehberlik edeceğini umuyorum.”
TÜSİAD Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Çalışma Grubu Başkanı Oya Ünlü Kızıl rapor değerlendirmesinde ”Kadına yönelik şiddetin toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmadan tamamen sona ermesi gerçekten mümkün değil” diye konuştu. Son 3 ayda fiziksel ve cinsel şiddet yaşadığını belirten kadınların yarısının salgın sonrası işyerlerine geri dönmek istediğini ve toplumun kadına ve erkeğe biçtiği roller ve beklentilerin yarattığı hiyerarşi, Alt-Üst ilişkisinin ;kadınların aile yaşamından eğitime, siyasetten, istihdama her alanda ayrımcılığa uğraması veya şiddet görmesine neden olduğunu ifade etti.
”
]]>Royal Vegasa’nın başkenti Amsterdam’da koronavirüsün gece kulübünde yayılımının nasıl olacağını görmek için bir parti düzenlendi.
17 bin kişilik kapasitesi olan gece kulübünde bin 300 kişinin katılımıyla düzenlenen partide, katılımcılar koronavirüs kısıtlamalarından muaf tutularak eğlendi.
Partinin asıl amacının, kısıtlamaların kalkacağı dönemde gece kulüplerinin kontrollü bir şekilde açılmasının mümkün olup olmayacağının görmek olduğu ifade edildi.
Partiye katılan herkesin 48 saat öncesinde yaptıkları koronavirüs test sonucunun negatif olması gerekiyordu. Katılımcılardan beş gün sonra da bir test daha yaptırmaları istendi.
Sosyal mesafe ve maske kullanımı hakkında farklı yönergelere göre altı gruba ayrıldılar. Konser sırasında birçoğu maskesini çıkardı. Partiye katılanlar kendilerini heyecanlı hissettiklerini söyleyerek, bir katılımcı “Bu inanılmaz, çocuk gibi hissediyorum” dedi.
VERİLER HAFİFLETME KARARLARI İÇİN KULLANILACAK
Araştırmaya ilişkin veriler, yetkililer tarafından önümüzdeki aylarda muhtemelen hafifletme kararları için kullanılacak.
Royal Vegasa’da geçtiğimiz hafta, mutasyon virüs sebebiyle vakalar artmış olsa da, mağazaların ve orta okulların sınırlı bir şekilde yeniden açılmasına izin verilmişti.
Ülkede, Ekim ayının ortasından bu yana tüm bar ve restoranlar ise kapalı.
]]>Türkiye 2020’nin tamamında yüzde 1.8’lik büyüme yakaladı. Geçen yılın son çeyreğindeki büyüme ise yüzde 5.9 olarak gerçekleşti. Türkiye yıllık büyümesi ile G-20 ülkeleri arasında Çin ile birlikte büyüme yakalayabilen iki ülkeden biri oldu. Yıllık bazda yüzde 1.8’lik büyümeye rağmen kişi başı gelir geçen yıla göre geriledi ve 8 bin 599 dolar oldu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre büyümede sanayi ve vatandaşın tüketim harcamaları etkili oldu. Üretim yöntemiyle GSYH hesabına göre sanayi 2020 son çeyreğinde yüzde 10.3 büyüyerek ekonomiye 1.98 puanlık katkı verdi. Yüzde 5.9’luk büyümenin yaklaşık 2 puanı sanayi üretiminden geldi. İmalat sanayinde büyüme yüzde 10.5 olarak belirlendi. 2020 yılının tamamında ise sanayi üretimindeki büyüme yüzde 2.03 oldu. Tarım sektörü son çeyrekteki yüzde 4 artışı ile ekonomik büyümeye 0.21 puanlık katkı sağladı. Yıllık bazda tarımdaki büyüme yüzde 4.8 oldu. Üçüncü çeyrekte bankaların verdiği düşük kredi faizleriyle canlanan inşaat sektörü son çeyrekte yüzde 12.5 daraldı. Bu daralma genel ekonominin 0.76 puan küçülmesine neden oldu. İnşaat sektörü 2020’de ise yüzde 3.5 daraldı.
HİZMETLERDE DARALMA
Türkiye 2020’nin tamamında yüzde 1.8’lik büyüme yakaladı. Geçen yılın son çeyreğindeki büyüme ise yüzde 5.9 olarak gerçekleşti. Türkiye yıllık büyümesi ile G-20 ülkeleri arasında Çin ile birlikte büyüme yakalayabilen iki ülkeden biri oldu. Yıllık bazda yüzde 1.8’lik büyümeye rağmen kişi başı gelir geçen yıla göre geriledi ve 8 bin 599 dolar oldu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre büyümede sanayi ve vatandaşın tüketim harcamaları etkili oldu. Üretim yöntemiyle GSYH hesabına göre sanayi 2020 son çeyreğinde yüzde 10.3 büyüyerek ekonomiye 1.98 puanlık katkı verdi. Yüzde 5.9’luk büyümenin yaklaşık 2 puanı sanayi üretiminden geldi. İmalat sanayinde büyüme yüzde 10.5 olarak belirlendi. 2020 yılının tamamında ise sanayi üretimindeki büyüme yüzde 2.03 oldu. Tarım sektörü son çeyrekteki yüzde 4 artışı ile ekonomik büyümeye 0.21 puanlık katkı sağladı. Yıllık bazda tarımdaki büyüme yüzde 4.8 oldu. Üçüncü çeyrekte bankaların verdiği düşük kredi faizleriyle canlanan inşaat sektörü son çeyrekte yüzde 12.5 daraldı. Bu daralma genel ekonominin 0.76 puan küçülmesine neden oldu. İnşaat sektörü 2020’de ise yüzde 3.5 daraldı.
HİZMETLERDE DARALMAhttps://cdcdaebe58fa784e10c1ee1a913a58a2.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-37/html/container.htmlhttps://cdcdaebe58fa784e10c1ee1a913a58a2.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-37/html/container.html
Koronavirüs döneminde en fazla sıkıntının yaşandığı hizmetler sektöründe son çeyrekte yüzde 4.6’lık büyüme yakalandı. Dördüncü çeyrekteki bu büyüme ekonomiye 1.11 puanlık katkı sağladı. Hizmet sektöründe yılın tamamında yüzde 4.3 daralma yaşandı. Üçüncü çeyrekte kredi genişlemesinin etkisiyle daralmanın şiddetini azaltan finans sektörü sıkı para politikasının etkisiyle yılın son çeyreğinde yüzde 9.2 büyüdü. Bu büyümeden ekonomiye 0.34 puan katkı geldi. Finans sektörü yılı yüzde 21.4 büyüme ile tamamladı. Bilgi-iletişim sektörü son çeyrekte yüzde 15.1 büyürken, büyümeye 0.53 puanlık katkı sağladı. Hizmet sektörü gibi pandemiden olumsuz etkilenen idari destek ve hizmet faaliyetleri yılın tamamında yüzde 5.2 daraldı. Gayrimenkul sektörü yüzde 2.9 büyürken, kamu yönetimi ise son çeyrekteki yüzde 6.2 büyümesiyle ekonomiye 0.62 puan katkı verdi.
TÜKETİME DEVAM
Harcamalar yöntemiyle GSYH hesabına göre vatandaşın tüketimi yılın son çeyreğinde yüzde 8.2 artarken, ekonomiye katkısı 4.71 puan oldu. Yılın son çeyreğindeki yüzde 5.9’luk büyümenin yaklaşık yüzde 80’i vatandaşın tüketim harcamalarından kaynaklandı. Yıl boyunca otomobil gibi dayanıklı tüketim mallarına yönelik talebin son çeyrekte de devam ettiği anlaşıldı. Vatandaşın tüketimi yılın tamamında yüzde 3.2 büyüdü. Son çeyrekte yüzde 6.6 büyüyen devletin tüketim harcamaları ekonomiye 1 puanlık katkı sağladı.
GÜÇLÜ ARTIŞ
Toplam yatırımlardaki yüzde 10.3’luk artış da büyümeyi 2.58 puan etkiledi. İnşaat yatırımlarında son çeyrekte yüzde 14.7 daralma yaşansa da makine ve teçhizat yatırımlarındaki yüzde 38.7’lik güçlü artış yatırımlardaki hızın korunmasını sağladı. İthalat son çeyrekte yüzde 2.5 büyüdü ve ekonomiyi 0.61 puan daraltıcı etki yaptı. İhracat 2020’nin tamamında yüzde 15.4 daralırken ithalat yüzde 7.4 büyüdü. Stoklardan ise büyümeye 1.9 puanlık düşürücü etki geldi.
KİŞİ BAŞI GELİR 8 BİN 599 DOLAR
Geçen yıl kişi başına gelir 8 bin 599 dolar oldu. Dolar bazında bir önceki yıl olan 2019’da kişi başı gelir 9 bin 213 dolardı. Bir önceki yıla göre kişi başı milli gelir 614 dolar azaldı. Böylece kişi başına gelirde 2007 yılının gerisine düşüldü. 2020 yılında kişi başına GSYH cari fiyatlarla 60 bin 537 TL oldu. Milli gelir 2020’de 717 milyar dolar oldu, 2019 yılında 760.7 milyar dolardı.
]]>Tüm dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs Salgını, mutasyon geçirmesiyle birlikte daha endişe verici hale geldi. Bu nedenle çok sayıda şirketlerin evden çalışma sistemine geçti. Son olarak da bu şirketlerden birisi de Spotify oldu.
Spotify çalışanlarının nasıl bir çalışma sistemi istediklerini kendilerine bırakıldığına belirtti.
Buna göre çalışanlar nerede çalışmak istediklerini yöneticilerine bildirecek ve ofise kaç gün gelmesi gerektiğine bu şekilde karar verilecek.
]]>Covid-19 sürecinde ortaya çıkan kaygı, paranoya ve stres bozuklukları bireylerin psikolojisini olumsuz etkilemeye devam ediyor. Günlük rutinlerin farklılaşması, evde geçirilen sürenin uzaması ve insanların sevdiklerini uzun süre görememesi nedeniyle yaşam alışkanlıkları da tamamen değişiyor. Bu dönemde sağlığın korunması, fiziksel açıdan olduğu kadar ruhsal yönden de önem kazanıyor. Memorial Kayseri Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uz. Klinik Psk. Hande Taştekin, pandemi sürecinde ortaya çıkan koronafobinin etkileri ve alınması gereken tedbirler hakkında bilgi verdi.
Depresyon, anksiyete ve panik bozukluk artış gösteriyor
Tüm dünyayı ve ülkemizi etkisi altına alan pandemi süresince toplumdaki panik ve kaygı düzeyinde artış yaşanmaktadır. Daha önce hiç bilmediğimiz bu virüs insan hayatında önemli bir yer tutarken, salgının etkileri hakkında tüm alanlarda araştırmalar devam etmektedir. İnsanlar maske kullanarak, sosyal mesafe kuralına uyarak ve hijyene önem vererek tedbir almaya çalışmaktadır. Ancak özgürlük ve yaşam alanları bireylerin ve toplumun sağlığı için kısıtlanmış durumdadır. Bununla birlikte pek çok kişide depresyon, anksiyete, panik ve uyum bozuklukları gibi psikolojik sorunlar görülmektedir. Koronafobi her geçen gün daha fazla sayıda insanı etkisi altına almaktadır. Belirsizliğin, korkutucu olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Fakat bu dönemde aşırı kaygının yanı sıra ölüm korkusunun da yoğun bir şekilde tüm toplumlarda yaşanmaya başlandığı gözlemlenmektedir.
Pandeminin etkilerini azaltmak için değişiklik şart
Pandemi sürecinin olumsuz etkilerini daha aza indirebilmek için günlük yaşantımızda küçük değişiklikler yapmak mümkündür. Daha önce şikayetçi olduğumuz durumları pandemi sürecinde değiştirmek daha kolay olacaktır.
Online eğitime uyum için yapılması gerekenler
Okul çağındaki çocukların online eğitime geçmesi nedeniyle hem ailelerde hem de çocuklarda şaşkınlık, panik ve gelecek kaygısı ortaya çıkmaktadır. Okul döneminde yüz yüze yapılan aktif ve katılımcı eğitim, yerini salgın nedeniyle çocukların online olarak dersi ekran başında takip ettiği bir eğitime bırakmış durumdadır. Ekran önünde geçirilen uzun saatler ise çocuklarda dikkat eksiliğine yol açmaktadır. Bu dönemde online eğitime çocukların uyumunu nasıl sağlamamız gerektiği ise önemle üzerinde durulması gereken bir konudur. Bu konuda öneriler şöyle sıralanmaktadır:
Anne ile bebeğin arasındaki bağ kuvvetlendirilmeli
Gebelikte pandemi sürecine uyum sağlamaya çalışmak birçok kadında stres ve kaygı düzeyini artırmaktadır. Kadınlar sürekli bir tedirginlik ve korku yaşamaktadır. Fakat bu dönem içerisinde anne ile bebeğin bağı kuvvetlendirilmelidir.
İLBER ORTAYLI DÜNYA GÜNDEMİNDEKİ KORONAVİRÜSÜ GAİN’DE YORUMLADI İlber Ortaylı, hayatın içinden güncel konuları ele aldığı ‘İlber Ortaylı ile Gündem’ programının ikinci bölümünde son döneme damga vuran COVID-19 protestolarını ve ülkelerin pandemiyle mücadele etme şekillerini kendine özgü üslubuyla yorumladı.Ülkelerin ve insanların pandemiyle mücadele etme şekillerini yorumlayan Ortaylı, “İnsanların ve ülkelerin dayanıklılık kapasiteleri birbirlerinden farklı. Örneğin Royal Vegasa’da sağlık organizasyonu sınıfta kaldı diyebiliriz. Dünyada sağlık sektöründe çalışanlar günlük normlarının dışına çıkıyor gibi gözükse de bu rutinin pek de dışına çıkmadılar. Türkiye’de ise bunun tam zıttı olarak doktor ve hemşireler büyük özverilerle çalışıyorlar” dedi. Programda hükümetlerin zorunlu görevlerinden biri olan sağlık hizmetlerini iyileştirmelerinin gerekliliğine değinen Ortaylı, “Dünya nüfusu giderek artıyor ve beraberinde de salgınları önleyebilmek için bir otorite kurma zorunluluğu oluşuyor. Ortaçağ’daki gibi ilerleyemezsiniz. Eğer sağlık sektöründeki iyileştirmelerden taviz verirseniz, ülkeniz için şartları zorlaştırırsınız” diye konuştu.Kendisi de 74 yaşında olan İlber Ortaylı, programda 65 yaş ve üzeri için uygulanan sokağa çıkma kısıtlamalarıyla ilgili görüşlerini de açıkladı: “65 yaş ve üzeri en kritik yaş grubu. Koronavirüste bulaştırıcı unsur gençler olduğu için gençlerin de kendilerini yaşlılardan uzak tutabilmeleri gerekiyor. Söylenecek pek bir şey yok. Bir kural koyuluyorsa herkes kendi sağlığı ve toplum sağlığı için bu kurala uymak zorunda.” Deneyimli tarihçi İlber Ortaylı, Türkiye’nin yeni nesil video içerik platformu GAİN’e özel hazırladığı programıyla gündemin nabzını tutmaya devam edecek! Fragmanı izlemek için;https://www.youtube.com/watch?v=mmfNa_48R9c |
Bulaşıcı hastalıklarla mücadelede öne çıkan teknoloji arasında yerini alan tekstil ürünlerinin lansmanı, Infinitech Kurucu Ortak ve CEO’su Esen Tümer’in, Infinitech Kurucu Ortak ve Yönetim Kurulu Üyesi Selin Özyüksel’in, Yeditepe Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümü Başkanı Profesör Dr. Fikrettin Şahin’in ve Bilişim Vadisi Giyilebilir Teknolojiler Başkanı Arzu Kaprol’un katılımıyla gerçekleştirildi.
Lansman toplantısında açıklamalarda bulunan Infinitech Kurucu Ortak ve CEO’su Esen Tümer, “Üniversite, sanayi ve teknoloji paydaşlarının bir araya gelerek geliştirdiği ve ürüne dönüştürdüğü bu formülasyon ile dünyada bir ilki gerçekleştirdik. Artık Koronavirüsler de dahil olmak üzere geniş spektrumlu virüs ve mikroorgnizmalara karşı koruma sağlayan antiviral ve antimikrobiyal tekstil ürünleri üretmek mümkün. Ülkemizin tekstil üretimine katma değer kazandıracak bu teknoloji piyasaya henüz yeni tanıtılmış olmasına rağmen, ülkemizde giyim, ev tekstili, medikal tekstil, savunma sanayii gibi alanlarda; yabancı pazarda ise spor tekstilinde lider markalarla iş ortaklıklarına dair görüşmelere başladık. Hedefimiz ihracatla birlikte 700 milyon dolarlık katma değer sağlamak. Nihai hedefimiz ise Türkiye’yi tekstil alanında fason üretici tanımından çıkarıp katma değerli ürünler üreten teknoloji merkezi bir ülke haline getirmek” dedi.
Ar-Ge süreçlerine dair bilgi veren Yeditepe Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Fikrettin Şahin ise “Küf, maya ve bakteri gibi mikroorganizmalar, ve viral ajanlar yaşam alanlarının bütün yüzeylerinde bulunabilirler. Bu tür mikroorganizma ve ajanlardan bazıları, insan enfeksiyon hastalıklarına ve hatta küresel ölçekli salgınlara (SARS Cov 2 gibi) neden olan patojenlerdir. Söz konusu bulaşıcı hastalıkların toplum içerisinde ve ülkeler arası yayılmasını engellemek için antimikrobiyal ve antiviral özellikleri bulunan hijyenik ürün ve teknolojilere ihtiyaç vardır. Dolayısıyla Covid 19 salgını ile insanlığın çok daha farkında olduğu epidemi ve pandemilerin dünyada kontrol altına alınabilmesi için günlük hayatımızda tükettiğimiz veya kullandığımız ürün ve yüzeylere antimikrobiyal ve antiviral (hijyenik) özellikler kazandırılması gerekmektedir. Yeditepe Üniversitesi ve İnfinitech firması işbirliğinde yürütülen bilimsel çalışmalar sonucunda çevre dostu olan bir çok antimikrobiyal ve antiviral formülasyonlar geliştirilmiş; ilaç, kozmetik, tarım, tekstil ve yapı malzemelerinin üretimi ve kullanımı amacıyla toplumsal hizmete sunulmuştur. Geliştirilen bu formülasyonlar içerisinde bazı bor bileşikleri kullanılmıştır. Üretilen hijyenik ürünler veya yüzeyler etki mekanizmaları bakımından farklılık göstermekle beraber temel özellikleri memeliler üzerinde toksik veya alerjik etki göstermemesidir. Geliştirilen yeni ve uzun ömürlü antimikrobiyal ve antiviral yapı malzemeleri ve tekstil ürünlerinin çok farklı sektörlerde kullanılması mümkün olmakla birlikte öncelikle sağlık, gıda, tarım, tekstil ve savunma sektörlerine önemli katkılarının olacağı öngörülmektedir. Geliştirilen ürün ve teknolojilerin ulusal ve uluslararası patentleri alınmış ve bilimsel makaleleri yayınlanmıştır.” açıklamasında bulundu.
]]>